irden

Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?

"Biz kırıldık daha da kırılırız

 Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
 Hırsız da bilmiyor çaldığını
 Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
 Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
 Şiirimiz, aşkımız yeniden,
 Son kötü günleri yaşıyoruz belki
 İlk güzel günleri de yaşarız belki
 Kekre bir şey var bu havada
 Geçmişle gelecek arasında
 Acıyla sevinç arasında
 Öfkeyle bağış arasında.”

Cemal Süreya 

 

”Kadınlar;dinlemeyi seven adamlara aşık olurlar..”

Her şeyi yapsaydın da, seviyormuş gibi yapmasaydın keşke.

(Kaynak: bestemiyimneyim)

Kendimi, hafızasını kaybetmiş ve her şeyi hatırlamak için kendini zorlayan biri gibi hissediyorum.

Neyi unuttuğumu bilmeden, hatırlamaya çalışıyorum.

Deniyorum, deniyorum ama olmuyor.

Hiçbir şey yerli yerine oturmuyor.Sanki bir puzzle’ın parçalarını yerleştirmeye çalışan küçük bir çocuk gibi…

Redd söylemiş, çok da güzel olmuş.

Bütün albümü dinlemenizi tavsiye ediyorum.

sana büyük bir sır söyleyeceğim

sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin
zaman kadındır gönlü çelinsin ister zaman
hep okşansın diz çökülsün hep
dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
taranmış
bir upuzun saç gibi zaman
soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
daha beter seni kaçak
seni yabancı bilmekten
aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu
hazzın ötesinde taşındı sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün
sen ki benim saat-şakağımda vurursun
boğulurum soluk alıp vermesen
tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz
dudağımda bir dilenen zavallı
acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşma
ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben
sana benzeyen zamandan söz açmayı
bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
tıpkı uzun bir süre garda
el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim.

Hasan Yükselir - Tahir ile Zühre meselesi

Ne güzel demiş Nazım,

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, 

bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte 

yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek 

meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken 

meselâ denerken damarlarında bir serumu 

                                          ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin 

ama o bunun farkında değildir 

ayrılmak istemezsin dünyadan 

ama o senden ayrılacak 

yani sen elmayı seviyorsun diye 

elmanın da seni sevmesi şart mı? 

Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık 

yahut hiç sevmeseydi 

Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 

hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. 

3 ay önce - 2
"Emotions are like work of art.They can be forged.They seem just like the orginal but they are forgery.” 

http://www.youtube.com/watch?v=csNuunP6pTo&list

"Emotions are like work of art.They can be forged.They seem just like the orginal but they are forgery.” 

http://www.youtube.com/watch?v=csNuunP6pTo&list

ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni 
daha da korkunç, bir başına değilsen oysa 
şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana 
ne acı bu denli geç rastlamak sana 
ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.

ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni 

daha da korkunç, bir başına değilsen oysa 

şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana 

ne acı bu denli geç rastlamak sana 

ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.

Özledim. (hopa’da)

Özledim. (hopa’da)

Donmuş bir gülümsemeyle, dünyaya boş boş bakarken. (Cherrybean Coffees’da)

Donmuş bir gülümsemeyle, dünyaya boş boş bakarken. (Cherrybean Coffees’da)

La migliore offerta  yani, ’ en iyi teklif’ 2013 yapımı filmimizin yönetmeni ve senaristi  italyan Giuseppe Tornatore dur.

Soğuk kış akşamında yazı düşlerken birden aklıma italyan yapımı filmler geldi. Tesadüfen de  imbd de oldukça iyi skor alan  ’La migliore offerta’  ya denk geldim.

Filmin yarısında ‘sanırım 2013 de izlediğim en iyi film’ yargısına kapıldım; diğer yarısında da ‘hayatımda izlediğim en iyi filmler arasında’ savının daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Film gerçekten mükemmel; müzikleri, kurgusu, gizemi, oyuncuların performansları…Aynı zamanda içinizi de fena yakıyor, en azından bana öyle oldu.İzlenmesi gereken filmler listenize almanızı öneriyorum.

Filmin konusundan bahsedip, büyüsünü bozmak istemiyorum.Herkesin izlediğinde kendine göre çıkaracak farklı şeyleri olduğunu düşünüyorum ve mutlaka müziklerini bir dinleyin.Çok hoşuma giden bir repliği yazamadan edemeyeceğim.

Not:Bu filmi izleyip de pişman olacak birisini düşünmüyorum.

İyi seyirler…

Virgil Oldman: What’s it like living with a woman?

Lambert: Like taking part in an auction sale. You never know if yours will be the best offer.”